Saç Dökülmesinde Yanlış Bilinen Tedavi Yöntemleri: Efsaneler ve Bilimsel Gerçekler
Saç dökülmesi, tarih boyunca insanoğlunun çözüm aradığı en eski estetik kaygılardan biridir. Aynaya baktığımızda gördüğümüz o istenmeyen seyrelme veya sabah yastıkta bulduğumuz fazladan saç telleri, bizi içgüdüsel bir panik haline sürükler. Bu panik hali, mantıklı düşünme yetimizi bir kenara bırakıp, “bir umut” diyerek kulaktan dolma bilgilere sarılmamıza neden olur. Komşunun tavsiye ettiği yağ karışımları, internette gördüğümüz ve içeriğini bilmediğimiz “mucizevi” serumlar, kuaför salonlarında fısıldanan şehir efsaneleri… Hepimiz bu yollardan geçtik. Ancak saç dökülmesiyle mücadelede yapılan en büyük hata, sorunun kaynağını bilmeden rastgele yöntemlere başvurmaktır.
Ne yazık ki, saç sağlığı konusunda toplumumuzda yerleşmiş olan “doğru bilinen yanlışlar”, bazen sorunu çözmek bir yana, saç köklerine geri dönüşü olmayan zararlar verebilmektedir. Akademi Saç Terapi olarak, 2009 yılından bu yana Türkiye’de öncülüğünü yaptığımız Trikoloji (Saç Bilimi) disiplini ışığında, bu efsaneleri bilimsel gerçeklerle çürütmeyi bir görev biliyoruz. Bu yazımızda, saç dökülmesinde sıkça başvurulan yanlış tedavi yöntemlerini, neden işe yaramadıklarını ve bilimsel çözümün ne olduğunu detaylıca ele alacağız.
Sarımsak, Zeytinyağı ve Ev Yapımı Karışımlar
Halk arasında en yaygın inanışlardan biri, sarımsağın saç çıkardığı efsanesidir. “Sarımsağı kesip saç olmayan bölgeye sürersen saç çıkar” bilgisi, nesilden nesile aktarılmıştır. Oysa bu yöntem, Trikolojik açıdan oldukça riskli ve bilimsel dayanaktan yoksundur. Sarımsak, içeriğindeki sülfür bileşikleri nedeniyle güçlü bir tahriş edicidir. Saç derisine doğrudan uygulandığında, deride ciddi yanıklara, kalıcı izlere ve folikül hasarına yol açabilir. Kaş yapayım derken göz çıkarmak deyimi, tam da bu durum için geçerlidir.
Benzer şekilde, zeytinyağı, badem yağı veya yılan yağı gibi karışımların saç köklerini besleyerek dökülmeyi durduracağı düşünülür. Evet, bu yağlar saç teline (gövdesine) parlaklık verebilir. Ancak saç kökü, derinin alt katmanlarında, korunaklı bir bölgededir. Bu yağların moleküler yapısı çok büyük olduğu için deri bariyerini geçip köke ulaşmaları biyolojik olarak imkansızdır. Kökü beslemeyen hiçbir şey, dökülmeyi durduramaz. Sadece saç derisini tıkayarak, kökün nefes almasını engeller ve dökülmeyi artırabilir. Akademi Saç Terapi’de kullandığımız ürünler, bu nedenle nanoteknolojiye yakın formülasyonlarla, deri altına inebilecek moleküler ağırlıkta tasarlanmıştır.
Şampuanların Dökülmeyi Durduracağı İnancı
Televizyon reklamlarında sıkça gördüğümüz “Dökülme karşıtı şampuan” sloganları, tüketicilerde yanlış bir beklenti yaratır. Şampuanın temel görevi temizliktir. Saç derisindeki yağı, kiri ve tozu arındırmak için tasarlanmıştır. Bir şampuanı saçınızda en fazla 2-3 dakika tutarsınız ve durularsınız. Bu kadar kısa sürede, herhangi bir aktif maddenin saç köküne nüfuz edip, genetik veya hormonal bir dökülmeyi tedavi etmesi beklenemez.
Elbette sülfatsız, saç derisi dostu ve kaliteli bir şampuan kullanmak saç sağlığı için önemlidir. Ancak dökülme gibi, kökleri ilgilendiren derin bir sorunu sadece şampuan değiştirerek çözmeye çalışmak, zaman kaybından başka bir şey değildir. Gerçek tedavi, şampuanlama sonrası deride kalan ve emilen losyonlar, tonikler ve profesyonel bakımlarla mümkündür.
Sık Yıkamak Saçı Döker Efsanesi
Saç dökülmesi yaşayan kişilerde en sık gözlemlediğimiz davranış, saçlarını yıkamaktan korkmalarıdır. “Banyoya girdiğimde elime avuç avuç saç geliyor, o yüzden haftada bir yıkıyorum” cümlesini çok sık duyarız. Bu, tamamen yanlış bir mantıktır. Duşta elinize gelen saçlar, o an dökülen saçlar değildir. Onlar, yaşam döngüsünü (Telogen fazı) tamamlamış, kökten ayrılmış ancak sebum (yağ) veya diğer saç telleri tarafından tutulan ölü saçlardır. Yıkama esnasındaki mekanik hareketle sadece serbest kalırlar.

Aksine, saçı az yıkamak dökülmeyi artırır. Saç derisinde biriken sebum, ter ve ölü deri hücreleri, saç foliküllerinin ağzını tıkar. Tıkanan kök nefes alamaz, beslenemez ve mikroorganizmaların üremesi için uygun ortam oluşur. Bu durum saçlı deride enflamasyona (yangıya) ve dolayısıyla dökülmeye neden olur. Sağlıklı bir saç gelişimi için saç derisi hijyeni şarttır. Saç tipinize uygun sıklıkta yıkamak, kökleri özgürleştirir.
Saçı Kazıtmak Saçı Gürleştirir mi
Erkekler arasında yaygın olan, hatta bebeklere bile uygulanan “saçı kazıtırsan daha gür ve kalın çıkar” inanışı, bir göz yanılmasıdır. Saç teli, kökten uca doğru incelen bir yapıya sahiptir (konik yapı). Saçı dipten kestiğinizde veya kazıttığınızda, saçın en kalın olan dip kısmı yüzeye çıkar. Uzarken de bu kalın uçla uzadığı için elinize daha sert ve gür gelir. Ancak bu işlem, ne saç kökünün sayısını artırır ne de saçın biyolojik kalitesini değiştirir.
Saçın kalitesi ve kalınlığı, kökün (folikülün) üretim kapasitesine bağlıdır. Kökü içeriden beslemediğiniz sürece, dışarıdan makasla veya jiletle yapılan hiçbir müdahale, genetik veya besinsel nedenli bir incelmeyi düzeltemez. Trikolojik yaklaşım, kazıtmayı değil, kökü besleyerek üretimi artırmayı hedefler.
Sadece Vitamin Alarak Sorunu Çözme Yanılgısı
“Eczaneden Biotin aldım ama saçım hala dökülüyor.” Bu serzenişi sıkça duyarız. Vitamin ve mineral eksiklikleri (Demir, B12, Çinko, D vitamini vb.) elbette saç dökülmesinin önemli nedenlerindendir. Ancak vücut bir bütündür. Siz vitamini ağızdan alsanız bile, eğer bağırsak emiliminiz bozuksa veya saçlı derinizdeki kan dolaşımı (mikrosirkülasyon) zayıfsa, o vitamin köke ulaşamaz.
Ayrıca her dökülme vitamin eksikliğinden kaynaklanmaz. Genetik dökülme (Androgenetik Alopesi), hormonların (DHT) kök üzerindeki baskısından kaynaklanır. Dünyanın en iyi vitaminini de içseniz, bu hormonal baskıyı ortadan kaldırmadan dökülmeyi durduramazsınız. Akademi Saç Terapi’nin kurucuları Evrim Bayraktar ve Burcu Çayözü’nün Fonksiyonel Tıp Sağlık Koçu uzmanlığıyla vurguladığı gibi; eksikleri yerine koymak önemlidir, ancak bu sadece bütünsel tedavinin bir parçasıdır, tamamı değildir.
Akademi Saç Terapi: Efsanelere Değil, Bilime Güvenin
Peki, tüm bu yanlışlardan sıyrılıp ne yapmalıyız? Cevap, bilimin ışığında, Trikoloji disiplinindedir. Akademi Saç Terapi olarak, Türkiye’nin ilk lisanslı Trikologları yönetiminde, saç dökülmesine “Kişiye Özel” ve “Kanıta Dayalı” yaklaşıyoruz.
Bizim için süreç, ezbere bir ürün önerisiyle değil, detaylı “Trikolojik Analiz” ile başlar. Yüksek teknolojili mikroskoplarla saç köklerinizin durumu, damarlanma, yağlanma ve deri sağlığı incelenir. Dökülmenin nedeni tespit edildikten sonra, İngiltere menşeli Svenson Hair Group işbirliğiyle geliştirdiğimiz bilimsel bakım protokolleri uygulanır.
Bu protokollerde sarımsak veya zeytinyağı değil; etkinliği klinik çalışmalarla kanıtlanmış, nanoteknolojik taşıyıcılarla köke ulaşabilen bitkisel aktifler, büyüme faktörleri ve DHT baskılayıcılar kullanılır. Ayrıca buhar terapileri, lazer destekli uygulamalar ve özel masaj teknikleri ile saç köklerinin kanlanması artırılır.
Saç dökülmesi kaderiniz olmak zorunda değildir; ancak yanlış yöntemlerle vakit kaybetmek, kurtarılabilecek saçlarınızı kaybetmenize neden olabilir. Saç sağlığınızı şansa, hurafelere veya deneme-yanılma yöntemlerine bırakmayın. Nişantaşı ve Bağdat Caddesi şubelerimizde, Avrupa standartlarında ve bilimsel etik çerçevesinde sunduğumuz hizmetlerle tanışın. Unutmayın, en doğru tedavi, doğru teşhisle başlar. Akademi Saç Terapi olarak, saçlarınızın gerçek ihtiyacını belirlemek ve size özel bilimsel çözümler sunmak için yanınızdayız.
Yorumlar kapalı.