Mevsimsel Saç Dökülmesi Gerçek mi? Bilimsel Açıklamalar ve Trikolojik Gerçekler

26.01.2026

Sonbahar rüzgarları esmeye başladığında, doğanın o muazzam dönüşümüne şahitlik ederiz. Ağaçlar yapraklarını döker, doğa kabuğuna çekilir ve kendini kışa hazırlar. Ancak bu dökülme sadece sokaklarda veya ormanlarda yaşanmaz; banyolarımızda, yastıklarımızda ve taraklarımızda da benzer bir hüzünlü tabloyla karşılaşırız. Pek çok insan, özellikle mevsim geçişlerinde saçlarının her zamankinden daha fazla döküldüğünü fark eder. Kimi bunun psikolojik bir algı olduğunu düşünür, kimi ise kellik korkusuyla paniğe kapılır. Peki, “Mevsimsel Saç Dökülmesi” dediğimiz bu fenomen, bir şehir efsanesi midir, yoksa biyolojik bir gerçeklik mi?

Akademi Saç Terapi olarak, 2009 yılından bu yana Trikoloji (Saç Bilimi) disipliniyle incelediğimiz binlerce vaka ve uluslararası bilimsel literatür bize net bir cevap veriyor: Evet, mevsimsel saç dökülmesi gerçektir, biyolojiktir ve evrimsel mirasımızın bir parçasıdır. Ancak her dökülmeyi mevsime bağlamak, bazen altta yatan ciddi sorunları gözden kaçırmamıza neden olabilir. Bu yazımızda, mevsimsel dökülmenin bilimsel arka planını, vücudumuzun güneşle olan dansını ve bu süreci en az hasarla atlatmak için Akademi Saç Terapi’nin sunduğu profesyonel çözüm yöntemlerini detaylıca ele alacağız.

Evrimsel Miras ve Güneşin Etkisi

İnsan vücudu, modern şehirlerde yaşasa da hala doğanın ritmine ve döngülerine duyarlıdır. Mevsimsel saç dökülmesini anlamak için, saçın işlevini ve evrimsel geçmişimizi hatırlamak gerekir. Memeli hayvanlarda kürk, vücut ısısını korumak ve cildi dış etkenlerden sakınmak için vardır. Hayvanlar, ısınan havayla birlikte kışlık kürklerini dökerler. İnsanlarda bu durum biraz daha karmaşık ve farklı bir mekanizmayla işler.

Bilimsel araştırmalar, saç dökülmesinin özellikle yaz sonu ve sonbahar başlarında (Eylül-Ekim) zirve yaptığını göstermektedir. Bunun temel nedeni, vücudun yaz aylarında geliştirdiği bir “koruma mekanizması”dır. Yazın güneş ışınları (UV) en dik ve en güçlü halindedir. Vücut, kafa derisini bu zararlı ışınlardan korumak için saçları “Büyüme Evresi”nde (Anagen) tutma eğilimi gösterir. Yani yazın saçlarımız normalden daha az dökülür, başımızda bir kalkan oluşturur.

Ancak sonbahar gelip güneşin etkisi azaldığında, vücut bu ekstra kalkana ihtiyaç duymadığını anlar. Yaz boyunca zorla tutulan saçlar, senkronize bir şekilde “Dinlenme ve Dökülme Evresi”ne (Telogen) geçer. İşte sonbaharda yaşadığımız o yoğun dökülme, aslında yazın dökülmesi gereken ama tutulan saçların toplu vedasıdır. Bu, vücudun kendini yenileme ve yüklerinden kurtulma sürecidir. Benzer, ancak daha hafif bir dökülme dalgası ilkbahar aylarında da (Nisan-Mayıs) yaşanabilir.

Hormonlar ve Sirkadiyen Ritim

Mevsimsel dökülmenin bir diğer bilimsel mimarı ise hormonlardır. Beynimizde bulunan Epifiz bezi, gün ışığına duyarlıdır ve uyku-uyanıklık döngümüzü düzenleyen Melatonin hormonunu salgılar. Günlerin kısalması ve güneş ışığının azalması, Melatonin ve Prolaktin gibi hormonların salınım düzenini değiştirir.

Bu hormonal değişimler, saç foliküllerindeki (köklerindeki) reseptörler tarafından algılanır. Saçın biyolojik saati, doğanın saatiyle uyumlanarak döngüyü değiştirir. İsveçli bilim insanlarının 800’den fazla kadın üzerinde 6 yıl boyunca yaptığı bir araştırma, Telogen (dökülme) fazındaki saç oranının en yüksek olduğu ayın Ekim olduğunu kanıtlamıştır. Dolayısıyla yaşadığınız bu durum, sadece stres veya şampuan değişikliğiyle ilgili değil, vücudunuzun ışığa verdiği biyokimyasal bir tepkidir.

Mevsimsel Dökülme ile Kalıcı Sorun Nasıl Ayırt Edilir

Buradaki en kritik soru şudur: “Benim dökülmem mevsimsel mi, yoksa kalıcı bir kellik başlangıcı mı?” Bu ayrımı yapamamak, ya gereksiz paniğe ya da geç kalınmış bir tedaviye yol açar. Akademi Saç Terapi olarak danışanlarımıza şu kriterlere dikkat etmelerini öneriyoruz:

Süre: Mevsimsel dökülme geçicidir. Genellikle 4 ila 6 hafta sürer ve kendiliğinden azalır. Eğer dökülmeniz 2 ayı geçiyor ve şiddeti azalmıyorsa, bu artık mevsimsel değildir.

Bölge: Mevsimsel dökülme “Diffüz” yani yaygındır. Saçın her yerinden eşit miktarda dökülür. Ancak sadece şakaklarınız açılıyor, tepeniz seyreliyor veya bozuk para büyüklüğünde alanlar oluşuyorsa, bu genetik veya bağışıklık sistemi kaynaklı (Alopesi Areata) bir sorundur.

Geri Dönüş: Mevsimsel dökülmede, dökülen saçın yerine yenisi aynı kalitede gelir. Ancak saçlarınız giderek inceliyor (minyatürleşme) ve hacimsizleşiyorsa, bu bir uyarı işaretidir.

Akademi Saç Terapi Yaklaşımı Trikolojik Analiz

“Mevsimseldir geçer” diyerek beklemek her zaman en iyi strateji olmayabilir. Bazen mevsimsel dökülme, bardağı taşıran son damla olur. Vücudunuzda sınırda seyreden bir demir eksikliği veya tiroid problemi varsa, mevsim geçişi bu sorunu tetikleyerek kronik bir dökülmeye dönüştürebilir.

Bu riski almamak için Akademi Saç Terapi’de “Trikolojik Analiz” uyguluyoruz. Türkiye’nin ilk lisanslı Trikologları Evrim Bayraktar ve Burcu Çayözü yönetiminde, yüksek teknolojili dijital mikroskoplarla saç derisi incelenir. Bu analizde saçın “Telogen Oranı”na bakılır. Normal bir saçta bu oran %10-15 civarındadır. Eğer analizde bu oran %20-25 bandındaysa mevsimsel diyebiliriz; ancak %40’lara çıkmışsa veya saç köklerinde küçülme varsa, acil müdahale planı oluşturulur. Bilimsel veri, tahminlerin ötesinde bir netlik sağlar.

Bu Dönemde Ne Yapmalı Profesyonel ve Evde Destek

Mevsimsel dökülme doğal bir süreç olsa da, bu süreci saç kaybını minimize ederek ve yeni saçların daha güçlü çıkmasını sağlayarak yönetmek mümkündür. Akademi Saç Terapi’nin bütünsel yaklaşımıyla önerdiği stratejiler şunlardır:

  1. Trikolojik Bakım ve Destek:

Bu dönemde saç kökleri yorgundur. Çözüm ortağımız İngiltere menşeli Svenson Hair Group’un folikül uyarıcı losyonları ve vitamin kompleksleri ile köklere enerji takviyesi yapılır. Ayrıca merkezimizde uygulanan oksijen terapileri ve kan dolaşımını artırıcı masajlar, dökülen saçın yerine yenisinin hızla ve sağlıklı gelmesini garanti altına alır.

  1. Beslenme Takviyesi:

Sonbahar, vücudun bağışıklığının da düştüğü bir dönemdir. Saçın yapı taşı olan protein, demir, çinko ve B vitaminleri (özellikle Biotin) açısından zengin beslenmek şarttır. Kurucularımızın Fonksiyonel Tıp Sağlık Koçu uzmanlığıyla, danışanlarımızın kan değerleri kontrol edilir ve eksikler (depo demiri vb.) varsa yerine konması için rehberlik edilir.

  1. Mekanik Travmadan Kaçınma:

Saçların en savunmasız olduğu bu dönemde, saçı yoran işlemlerden kaçınılmalıdır. Sıkı at kuyrukları, çok sıcak suyla yıkama, sert tarama ve yüksek ısılı fön işlemleri, zaten dökülme eğiliminde olan saçların kopmasına neden olur. Saçınıza nazik davranmak, bu dönemin altın kuralıdır.

  1. Stres Yönetimi:

“Saçım dökülüyor” stresi, Kortizol hormonunu artırarak dökülmeyi daha da şiddetlendirir. Bunun geçici ve doğal bir yenilenme süreci olduğunu bilmek, panik yapmamak ve profesyonel bir takibe güvenmek, sürecin psikolojik yükünü hafifletir.

Yenilenmenin Bir Parçası Olun

Mevsimsel saç dökülmesi, doğanın ve biyolojimizin bir hatası değil, bir yenilenme fırsatıdır. Eski, yıpranmış saçların gidip yerine taze ve güçlü saçların gelmesi için bir döngüdür. Ancak bu döngünün sağlıklı tamamlanabilmesi için saç köklerinin verimli bir toprağa (sağlıklı saç derisi ve beslenmiş vücut) ihtiyacı vardır.

Akademi Saç Terapi olarak, Nişantaşı ve Bağdat Caddesi şubelerimizde, bu geçiş dönemlerinde saçlarınızı yalnız bırakmıyoruz. Mevsimsel rüzgarların saçlarınızı alıp götürmesine izin vermeyin. Gelin, dökülmenizin analizini yapalım, bunun masum bir mevsim geçişi mi yoksa desteğe ihtiyaç duyan bir durum mu olduğunu belirleyelim. Bilimin ışığında, saçlarınızın her mevsim güçlü ve sağlıklı kalmasını sağlamak sizin elinizde. Unutmayın, dökülen her yaprak, yeni bir baharın habercisidir; yeter ki ağacın kökü sağlam olsun.


Yorumlar kapalı.